Başlarım Asım’ın Nesli’nden…




Yetti artık be!

 

Ne isteniyor Mehmet Akif’ten? Safahat’ı raflarda duruyor da, okundu mu?

Asım üzerinden, düşüncelerini şiirsel dille yazdı da, zırt pırt önümüze koyanlar anlayabildi mi?

Her yan hurafe, her yan palavra!

Mehmet Akif’in Safahat’taki sembolik Asım’ı emperyalizme karşıdır, “kendin ol” der; ama evrensel düşünce ve davranışlara özlem duyan bir yolculuktur. “Asım’ın Nesli” nutukları atan sözde varislere bakın bakalım, Safahat’ta yazılanlara benzeyen bir tek nokta bulabilecek misiniz?

İnkilap istiyorum ben de, fakat Abduh gibi..

Yoksa, ellerde kör alet efeler tertibi,

Bab-ı Aliler basmak, adam asmakla değil,

Çek bu işten bütün ihanını, kendin de çekil.

Mehmet Akif’in, arkadaş çocuğu Asım (Gönül) üzerinden kurguladığı  sembolik bir Asım’dı. O Asım; Atatürk’tü, İnönü’ydü; Çanakkale’de Hamdibey idi… Bugün baktığımızda Aziz Sancar, İlber Ortaylı, Atakan Peker, Gökhan Hotamışlıgil…

Varsayalım ki okudular. Anlamıyorlar, anlamamakta inat ediyorlar Mehmet Akif’i.

Tevfik Fikret’in “ezberci, şabloncu” Haluk’u karşısına, kendisinin üç oğlu bulunduğu halde, sembolik Asım’ı neden çıkarır Mehmet Akif? Felsefi zeminde sürekli tartıştığı Tevfik Fikret’e her ortamda neden büyük saygı gösterir ve düzeysiz tek söz ettirmez?

Felsefe ve bilim ise söz konusu olan, hoşumuza gitmese de, bu alanlarda emek veren, kafa patlatan ve hatta ömrünü tüketen insanlara; söyledikleri bizim sınırlı bilgi ve görüşlerimize ters gelse de, saygıyla ve önemseyerek yaklaşmayı anlatıyor Mehmet Akif.

İşte bu nedenle Asım’ın Nesli; Celal Şengör’lerdir, Fazıl Say’lardır…

İki de bir de televizyon ekranlarında canlı yayınlar ve aynı cahilce nakarat:

Asım’ın Nesli!

Oku bakalım Safahat’ı, Mehmet Akif’in Asım’ı ile Boğaz Köprüsü’ndeki cankurtaran müsameresi figüranının ne ilgisi var.

Yetti artık be!

Zulmü alkışlayamam, zalimi asla övemem;

Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.

Biri ecdadıma saldırdı mı hatta boğarım…

Bu kadarını mı okudun? Bunun devamı yok mu?

Var! Devamında hem de feriştahı var! Paylaşalım o halde:

Boğamazsın ki!

Hiç olmazsa yanımdan kovarım.

Üçbuçuk soysuzun ardında zağarlık yapamam;

Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.

Dolduğumdan beridir aşığım istiklale;

Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale.

Nasılmış? Anlamıyorsan bir daha oku! Yine anlamıyorsan, git Mehmet Akif’in tanımlamaya çalıştığı gerçek Asım’ın Nesli’ne sor. Eğer hala kodese tıkılmamışlarsa!

Mehmet Akif, Osmanlı’nın son döneminde içine düşülen rezil ortamdan çıkış için yeni bir gençliğin üretilmesine yönelik, düşüncelerini paylaşıyor Asım üzerinden. O döneme ilişkin, o tarihlerin koşulları zemininde.

Atatürk’ün, Türkiye Cumhuriyeti’ni gençlere emanet etmesi ve bu yöndeki söylevi, Mehmet Akif’in Asım’ın Nesli özleminin ABC’sidir. Nedir o ABC?

Lozan’daki gibi geçmişin eksi ve artılarını içine sindireceksin ve aynı anda geleceği bilimle, demokrasi ile geliştireceksin.

Kültigin’ini, Karacaoğan’ını, Fuzuli’ni, Nasreddin Hoca’nı, Tonguç’unu,  Nazım’ını… Unutmayacaksın! Ama… Picasso’dan, Nietzche’den, Şostakoviç’ten, Bukowski’den,  Neru’dan, Chomsky’den … Payını alamıyorsan, neleri kaçırdığına yanacaksın.

Göksu’da, lale bahçelerinde, Emirgan’da eğlen tabii, ama St. Petersburg’da, Nice’de, Venedik’te, Shangay’da, Tokyo’da… Mekan neymiş, Gezi Parkı neyin mesajını vermiş düşüneceksin…  

Aktara gidip "iki tutam şu ottan" diyerek sağlık beklemeyecek, zaten o otun içindeki maddenin kullanıldığı hekim kontrolünde verilen ilacı içeceksin.

Tanrı’na dua et tabii, ama sabahtan akşama dua ederek karın doymayacağını, zahmetsiz rahmet olmayacağını bileceksin. Çalışacaksın, üreteceksin…

Uzatmayayım. Hoşuna gitmeyenleri yazıp çiziyorlar diye; zamanını, emeğini, sevgisini coğrafyasına ve insanlarına sunanları; kendini Tanrı Elçisi diye sunup, kodeslere tıkmayacaksın.

Sonuçta senin de varacağın son nokta; üzerine hangi anıt dikilirse dikilsin, kaç saf mürid gelip mermerini öperse öpsün, topu topu 2,64 metreküplük yeraltı kodesidir.

Mehmet Akif’i anlamak istiyorsan ve Asım’ın Nesli için bir özlemin varsa tabii…


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.