Üç Otuz Para




2016 yılı başında, yılsonu öngörümü paylaştığım için, ABD Doları’nın Kasım ayında 3 Lira 30 Kuruş’a çıkması beni hiç şaşırtmadı. Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Nimetşinas adlı eserinde kullandığı “Üç Otuz Para” yı, 2016 yılı sonunda anımsatmayı planlamıştım, 45 gün erkene almak da benim yanılgım oldu. Bunca yanıltıcı pembelik, bende de 45 günlük temkinli olma etkisi yaratmış...

1800’lü yılların sonu 1900’lü yılların başı. İstanbul’da, sosyal yaşamdan bir kesit sunan Nimetşinas; o günlere ilişkin piyasa gerçekleriyle ilgili çarpıcı bilgiler verir. Eminünü’den Laleli’ye tramvay kaç paraya gider, faytoncular rekabeti hangi yapıdadır, vapur gişesi önünde bozuk para aramak nasıldır, basma kumaşın fiyatı falan…

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Nimetşinas’taki amacı, elbette ekonomiyi anlatmak değil; güzel hizmetçi (evlatlık) Neriman kişiliği üzerinden, “ekmek yenen kaba pislememe” değerbilirliğini, onurlu insan duruşunu anlatmaktır. Neriman güzel insandır çünkü…. Benim derdim ise ekonomiyi Nimetşinas üzerinden anlatmak.

Arşını (1) doksan paraya (2) basma alırken, kasa önünde hesap yapmada zorlanan evin büyük hanımı Nuriye “Şu basmaları, kumaşları iki kuruşa (3), üç kuruşa verseler de insan bu alışverişte zihni karışmadan aldığını, verdiğini bilse olmaz mı?” der. Paranın nasıl kazanıldığını bilmeyenler için “üç otuz para” kafa karışıklığından başka bir şey değil çünkü...

Küresel ekonomide oyun kurucular, Türkiye’de ve bazı ülkelerde “inşaat sektörü ile büyüme” modelini yaklaşık on yıldır test ediyorlar. Buna “Kentleşme Rantı ile Sahte Büyüme Modeli” diyorum. Emperyalist-Kapitalist ekonomik politikanın teorik olarak iflasını geciktirme çabası olan bu kısa vadeli ekonomik politika; yığınların algılarını etkiledi, siyasal iktidarlara bağımlı duruma soktu. Bu toplum mühendisliğine şapka çıkarıyorum. Model artık Donald Trump tarafından ABD’de uygulanabilir hale geldi.

Ekonominin temelinde beslenme, örtünme ve barınma diye özetlenen üç ana ihtiyacın karşılanması yatar. Teknolojik gelişim, beslenme ihtiyacını topraktan koparacak üretim yöntemleri buldu. Robotlar, laboratuvarlarda, formül gıdalar üretiyorlar. Doğal gıdalarla beslenmeyi tarihe karıştıracak adımlar, bunlar. Son otuz yılda, doğal - yavaş beslenmeye ağır darbeler vuruldu; hazır gıdalar, enerji içecekleri, vitaminler, protein hapları vs. gidiş o gidiş...

Örtünme ihtiyacı başta petrol türevleri olmak üzere sentetik kumaşlarla yine laboratuvar ortamında formüle ediliyor, robotlarla kumaş, aksesuar ve dikişle artık karşılanabilir durumda.

Toprağın üstü, bu sistemde yalnızca barınma ihtiyacı için değerli, altı da gerekli elementleri bulmak için...

Geleneksel beslenme ve örtünme ihtiyacını karşılamada toprak, artık üç otuz para etmiyor. Planın hazırlıkları keten, kenevir, pamuk, şeker pancarı gibi çok değerli doğal hammadelerin ekimi engellenerek başlatılmıştı. Büyük ve küçükbaş hayvan cinslerine müdahale, yün ve derinin “astarı yüzünden pahalı” hale getirilmesi, hava ve kara ulaşımının deniz ve demiryolu ulaşımının önüne geçirilmesi, kentleşmeyi teşvik, ana caddeleri hizmet sektörüne terketmek, perakendecilik zincir marka mağazaların oluşturulması, zorunlu eğitim süresinin uzatılması ve ardına herkesi üniversiteli yapma gibi sayısız değişim; küresel çapta kapitalist sisteme hayli yol aldırdı.

Bilişimde gelişimin “iletişim özgürlüğü” getireceğini sanacak kadar ahmaklaştığımızı herhalde görüyoruzdur. Uydular kimlerin elindeyse, kalp ritmimizi bile onlar belirler hale geldi. Neyi isterlerse onu duyuyor, okuyor ve izliyoruz. Bilmemiz gerekenleri duyurmamak, okutmamak ve izletmemek; ana bilgisayarı elinde tutanlar için, bir banner tuşuna basmak kadar kolay.

Örneğin “Mesleki Yeterlilik Belgesi Zorunluluğu” neden önce inşaat sıvacısı için kondu da gazeteci için, bürokrat için, siyasetçi için konmadı, hiç merak etmiyor musunuz? Bunca güce tapan yalaka medya ünlüsü, niteliksiz bürokrat, ucuz siyasetçi laboratuvarlarda denenmeden, başka nasıl üretilebilirdi ki?...

ABD Doları 3 Lira 30 Kuruş’a ulaştı. İstanbul’da 90 metrekare gecekondunun arsa değeri 1 milyon ABD Doları?  İnşaat maliyeti ve inşaat üreten firmaların üretimden karlılığı, aslında üç otuz para. Büyük ve göz kanan asıl kazanç, o gecekondunun toprak rantında. Ekonomik büyüme denilen de işte bu “Pireler berber, develer tellal iken” masal çağıdır.

Karşılıksız dolarları bastılar, bankaları alıp kredi diye sattılar. Böylece, Memo’nun gecekondu arsası üzerine kondurulan bilmem kaç katlı beton hücrelerden birinin sözde “sahibi (?)” oldunuz. E artık, "çağdaş konut" unuzda enerji içeceği eşliğinde dizi film izler, obeziteniz için bodrum kattaki spor salonuna, sanal arkadaşlarınıza özçekiminizi “sosyal (?) paylaşım” için de doğruca terasa…

Geleceğinizin “mesleki yeterli” inşaat işçiliği olduğunu sakın düşünmeyin. “Bina ve zina artışı” kıyamet öyküsünün de, Fatma ablanın apışarası için üretilmediğini de artık bilin. İnsan türünün yok oluş süreci başladı, beş yıla kalmaz “inşaat sektörü ile büyümenin” gerçekte sizin büyümeniz olmadığını göreceksiniz. Oysa, ayağın toprağa değdiği, yorucu emekle doğada ve doğallıkta “yaşamak” lezzetini, üç otuz para olmasa da tadabilirdiniz. Ezber soruların, beş yanıtından doğru sayılan birini işaretleyerek kazanılan diplomaların, CV kalabalığı sertifikaların; şalteri elinde tutanın, elektriği kestiğinde aydınlık üretmeyeceğini ölümcül biçimde görmeye başlıyoruz.

Bu sürecin sondan bir önceki aşaması toplu bakımevleridir, toplama kamplarıdır; son aşaması da toplu mezarlar... Bilesiniz ki, topraktan ve doğadan koparılan çocuklarınız, torunlarınız, eğer hala yaşıyorlarsa; sizi toplu mezarlıklarınızda ziyarete bile gelmeyeceklerdir. Biyolojik baba, biyolojik anne kavramı; klonlanmış, genetiği bozulmuş insanlar için ne anlam taşır ki?...

Ekonomi üç otuz para değildir, yaşamak için önce üretmeninin ve ardından sevgiyle paylaşmanın bilimidir. Hala Nimetşinas okuyabilir ve Neriman olabilirsiniz, son bir kez anımsatayım dedim. 

(1) Arşın: Altmışsekiz santimetre

(2) Para: Bir kuruşun kırkta biri

(3) Kuruş: Bir Mecidiye’nin beşte biri


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.