Dövizini bozduran, ucuz lira gibi harcanır




Bir komikliktir gidiyor. Sanılıyor ki; yurttaşlar yastık altındaki dolarlarını, avrolarını bozduracak, “vatansever” olarak ülkesine hizmet edecek.

İnsan neden kendi ülke parası varken döviz biriktirir?

1.Siyaset kurumunun yaptığı yasalar, “döviz olarak da tasarruf edebilir, mevduat biriktirebilirsin” diyorsa…

2. Siyaset kurumunun yaptığı yasalar, “Yurt içinde tüm ticari işlerinde döviz üzerinden anlaşmalar yapabilirsin” diyorsa…

3. Siyaset kurumunun yaptığı yasalar, “Yurtdışına mal ve hizmetini satıyor veya alıyorsan, gidip geliyorsan; döviz bulundurabilirsin” diyorsa…

4. Siyaset kurumunun yaptığı yasalar, “Türk Lirası konvertibl paradır” yani “her an, yeryüzünün her yerinde bir başka ülke parası ile değiştirilebilir” diyorsa…

Görüldüğü gibi, döviz bulundurmanın kararını veren, her şeyin başı siyaset kurumu. Eğer iktidar, yurttaşların döviz bulundurmamasını istiyorsa, OHAL de var, alışkanlık da oluştu, çıkarır bir Kanun Hükmünde Kararname, döviz bulundurmayı yasaklar. Zaten böyle giderse onu da yapacak gibi ve işte o noktada kriz dip yapmış demektir.

Ele verip talkını, kendi yutar salkımı kıvamında “dövizlerinizi bozdurun” demek ve böylece ekonomi yönetiminin acizliğini uluorta dillendirmek; Türkiye ekonomisine yarar değil, aksine onarılması hayli güç zararlar verir. Veriyor da zaten.

1 Kasım 2016 tarihinde döviz tevdiat hesaplarında 329 milyar 41 milyon liraya denk gelen döviz vardı. Kişilerin döviz üzerinden mevduatları yani… Bu mevduat, 1 Aralık 2016 tarihinde, yani bir ay sonra 346 milyar 238 milyon liraya yükseldi. Mevduatlarda azalma değil artış var. Türk Lirası üzerinden artış yüzde 5,23 oranında. Oysa aynı mevduata dolar üzerinden bakarsak, 101 milyar 690 milyon dolarken, 100 milyar 89 milyon dolara düştü. Neden? Çünkü döviz fiyatları arttı.

Döviz mevduatı bulunanlar saf değil, neden zararı paylaşsınlar ki? Vatanseverlik para ile değerlendirilse, bedelli askerlik yapanlara vatanseverlik madalyası verilmesi gerekirdi. Kaldı ki, siyasetçi dövizini sattı mı?

Döviz bozdurma kampanyası öylesine sulandırıldı ki, -iyi ki sulandırıldı- Türkiye ekonomisine vereceği zarar şimdilik korktuğum kadar olmadı. Döviz fiyatlarındaki artış hepimizi mağdur ettiği halde, döviz bozdurma kampanyası, yalnızca gaza getirilenleri mağdur etti. Onlar da, “vatansever” oldukları inancı ile mutlu görünüyorlar.

Türkiye, dövizle borçlanıyor ve ancak aldığı borçları verimli kullanamıyor. Neredeyse her şeyini yabancı sermayeye açan, bu yolla yıllardır vaziyeti idare ettiğini sanan siyaset kurumu için, deniz bitti! Borç veren, Türkiye değerlerini satın alan, kiralayan, yetkilerini alan yabancı sermaye, hukuk ve demokrasiyi de kendine ve geldiği ülkelere uydurmak istiyor. İstediği tam olarak gerçekleşmeyince, hiç de şaşırtıcı olmayacak biçimde sosyal olaylardan teröre kadar her alana el atıyor. Bir elinde “benim param ürkektir, kaçarım” silahı, diğer elinde “dediğimi yapmazsan ortalığı karıştırırım” silahı var.

Merkez Bankası 2017 Para ve Kur Politikası’nı açıkladı. 3 lira 60 kuruşu gören ABD Doları, açıklama ardından 3 lira 45 kuruşa kadar geriledi. Varsayalım ki 3 lira 25 kuruşa kadar da gerilesin. İlgilileri de bilirler ki, Merkez Bankası’nın karar ve uygulamaları döviz fiyatlarına sınırlı ölçü ve sürelerde etki yapar. Döviz fiyatlarını etkileyen çok sayıda unsur var. Başta siyasal atmosfer. Sonra hukuk devleti ve uygulamaları, terör ve teröre karşı mücadelenin yöntemleri... Ekonominin verimliliği, büyüme-durgunlaşma-küçülme yönelişi, istihdam ve işsizlik, seçmenin siyasetçiye ve bürokrasiye güveni veya güvensizliği… Uluslararası ilişkilerdeki yumuşama veya sertleşme, dünyada olup bitenler ve olacaklar…

Hatta tacizler, tecavüzler, basın özgürlüğü önündeki engeller…

Şimdi kalkıp bir takım kerameti kendinden menkul “vatansever” etiketiyle ortalığa çıkanlar “döviz fiyatlarını düşürdük” saçmalığına da başlayabilir. Komik değil, komik ötesi bir durum olur.

Merkez Bankası Başkanı’nın açıkladığı 2017 Para ve Kur Politikası metnini tüm yurttaşların özenli okumalarını öneririm; ama sokaktaki “vatansever” öykü kitabı bile okumazken, hadi diyelim okudu, nasıl anlasın ki?... Faiz cephesinde neleri değiştiriyor, karşılık oranlarında neler oluyor, özel sektör neler yitiriyor, Hazine’ye hangi yükler bindiriliyor, bankaların riskleri ne kadar artıyor?....

IMF’ye borç vereceğini iddia eden siyasetçi, ahaliyi biçimlendirdi, kolay değil artık 1 dolara muhtaç bir yapı ile karşı karşıya olduğunu anlatmak. Nasıl bilsin döviz fiyatı artarken de, döviz fiyatına müdahale edilirken alınan tedbirlerle de yoksullaştığını? İzledikçe sadeleştirerek anlatmaya çalışayım, belki küçük de olsa okura katkım olur; ama şimdiden söyleyeyim, döviz fiyatı geçici düşürüldü ve yeniden artacak. Faiz de artacak, enflasyon da, işsizlik de…

Demokrasi olmadıkça, adalet olmadıkça, terör tehdidi kalkmadıkça, huzur artmadıkça, uluslararası saygınlık artmadıkça; umutlu olmak saflık. Örneğin ben iş yapmak ve para kazanmak konusunda göründüğümün aksine hiç saf sayılmam. Paranın gereğinden fazla önemsenmesi sinirlerimi bozar, kazanılacağı yerde de, parayla mutlu olacaklar kazansın diye davranırım. Naylondan vatansever olmadığım için de, Türk Lirası güçlü olsun elbette isterim, ama bilirim ki; Türkiye’yi yaşanabilir yapmaya önce siyasetten başlamak gerekiyor.

Aziz Nesin’in söylediği, rakamsal bir değer olarak değil, çoğunluk ifade ettiği için aynı rakamı kullanacağım. Seçmenin yüzde 60’ı “Ben bile seçilsem, tüm yetkilerin bana verileceği rejime Açık Faşizm denir” dediği gün, ben de Türkiye’nin geleceğinden umut duyacağım.


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.