Bir cemaatı hallettik, meydan yeni cemaatların




Bilimle beslenen akıl, bulunduğu tek kişilik bedeni etkiler; hamasetle beslenen duygular ise toplulukları sürükler. Siyaset canbazlarının bilimi önemseyen ve aklını kullanan bireylere değil, duygularıyla sürüklenen topluluklara ihtiyacı vardır. Her siyaset canbazının ilk amacı, duygularına seslendiği topluluklardan kendine inanacak bir cemaat üretmektir.

15 Temmuz Kanlı İsyanı, oluşturulmuş cemaatlerden yalnızca birinin ulaştığı son noktadır. Hepsini er veya geç bekleyen bu kaçınılmaz sona ilk varan F Tipi Cemaat olmuştur; ancak; en öndekinin yenilgisi, diğer cemaatler için ellerin ovuşturulduğu, yeni atılımların, yeni başlangıçların miladı olarak kullanılacaktır.

Cemaat deyince, ben yalnızca dinsel temalı olanları tanımlamıyorum. Üretilmiş kimlikler üzerinden inanç ve duygular gazlanarak, topluluklardan oluşturulan organize potansiyel suç örgütlerine cemaat diyorum. Bazı okurlara ilk anda “o kadar da değil!” dedirtecek tanımlamam içine, herhangi bir futbol kulübünün fanatik taraftar gruplarına kadar geniş bir alanı sokuyorum.

Fethullah’a inanarak aklı ve bilimi devre dışı bırakmakla, Cübbeliye veya Zübeyir hocaya inanarak, Kürt, Türk veya Çerkez vs. etnik kimliğe inanarak, Beşiktaş’a inanarak, Heykel Atatürkçülüğü’ne inanarak sürü halinde hamasi duygularla, nereye ve ne için sürüklendiğini düşünmeden, sorgulamadan, öğrenip tartışmadan davranmak arasında, temelde hiçbir fark yoktur!

Sonuçta adı ve sıfatı ne olursa olsun, hep aynı kişiye ve aynı ibadethanede uyarak, birlikte tek beden halinde tapınanlara cemaat denir.

Cemaatleri tıpkı bulaşıcı hastalıklar gibi yerel ve küresel koşullar; kayıtdışı, bilimdışı, ahlakdışı ortamlar üretir. Bulaşıcı hastalığın tehlikesi, mikrop olgunlaşıp insanları kırmaya başladığı zaman kitlelerce fark edilebilir. Tek tek hasta tedavisi başlar; çünkü kötülükler bulaşıcı ve kronik (müzmin) dir; iyilikler bireysel ve sınırlı sürelidir.

Demokrasi ve bilim, cemaatlerin panzehridir; ancak bugüne dek gördüklerimiz lokaldir, sınırlı sürelidir. Öngörüm o ki; bulaşıcı hastalığı üretenlerle, bulaşıcı hastalığın panzehrini üretenler aynı güç odaklarıdır. Ortamı ve koşulları değil, hastaları iyileştirmek veya cenazesini kaldırmakla uğraşırlar.

Türkiye 14 yıldır cemaatler koalisyonu ile yönetiliyor. F Tipi Cemaat’te her şeyi “Abi” veya “İmam” dedikleri belirliyor da, AK Parti’de “Reis” ve “Reisin Adamları” belirlemiyor mu?

HDP’nin bir cemaat olmadığını Demirtaş gelsin bana açıklasın. Aşiret kültürüne, eli silahlı PKK’nın ürettiği duygusal ve inançsal atmosfere yaslanan, tümü atanmış yöneticileri ile kendi içinde demokrasi ve bilimden bir saniye bile yararlandığını iddia edebilir mi? 

MHP’deki manzarayı uzun süredir seyrediyoruz. Kurultay kararları bile uygulanamıyorken, MHP bir cemaat değil mi?

CHP de uzun süredir bir cemaat yapısında. CHP üyeleri, bırakınız genel başkan, parti yönetimi, milletvekili, belediye başkanları, örgüt başkanlarını seçmeyi;  mahalle delegesini bile belirleme şansını yitirmedi mi?

Bunca cemaatin, cemaatçilikle mücadele edeceğini, ulusumuza demokrasi, bilimsel özgürlük, paylaşılan zenginlik getirmesini beklemek de boş bir düş değil mi?

Diyelim ki benim dediklerim doğru ve halk bu yönde benim gibilerin peşine takıldı, ne diyorsak onaylıyor… Bu da yeni bir cemaat oluşturmak anlamına gelmiyor mu?

İnsanların kendi anladığı dilden, bilerek, akıl ve bilimle davranması, Türkiye gibi bir ülkede çoğunluk oluşturması; bu hızla giderse belki ikiyüzyıl sonra olası. Üzgünüm ama bugün ne demokrasi ne bilimsel düşünce bu ülkede insan çoğunluğunun içselleştireceği anlayışlar değil. Her ikisi de birer varılmak istenecek sonsuzluktaki hedeflerdir. Topal karıncanın hacca gitmeye kalkması gibi, yapılması gereken bu yolda yürümektir. Bilmeliyiz ki, Atatürk bu yola çıktığında gerçek anlamda halkın çok çok yüzde 5’inin aklını ikna etmişti. Başarısını ve kısa da sürse egemenliğini, akıllıca kullandığı toplumun duyguları ve inanışlarına borçludur.

Halkın inanç ve duygularını terketmesi bugün için düşünülemeyeceğine göre;, demokrasi ve bilime doğru sakin ve küçük küçük adımlar atmaya çabalamak gerekir.

İnsanımız buna kendi kişiliğinde başlayabilir, ailesinde başlayabilir, mahallesinde başlayabilir, partisinin, derneğinin, odasının içinde başlayabilir. Aşağılarda demokrasi yoksa, aşağılarda bilimsel yaklaşım yoksa, yukarılarda cemaatlerin biri gider diğeri gelir.


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.