Asıl biziz, Tek Parti Devleti`ne izin vermeyeceğiz!




Uzun zamandır “Parti Purti” deyişini kullanıyorum. Bunu taammüden yapıyorum, gerçeği anlatmak için yapıyorum.

10 Ağustos 2014 tarihinde, 55 milyon 692 bin 841 kayıtlı seçmenin, 20 milyon 670 bin 826’sının oyunu alarak Cumhurbaşkanı seçilen bir kişi var. Kayıtlı seçmenin yüzde 37,12’sinin oyunu almış bir kişi. Geçerli oy 40 milyon 545 bin 911 olduğu için, yüzde 51 oranında oy almış görünüyor.

Diğer iki aday ise toplam 19 milyon 348 bin 526 oy, yani yüzde 49 oy alırken, ayrıca 15 milyon 673 bin 489 kayıtlı seçmen ise bu üç adaya da şu veya bu nedenle oy vermemiş.

Bu iki kesimin toplamı 35 milyon 022 bin 015 oy demek, yani kayıtlı seçmenin tam yüzde 62,88’i Tek Parti Devleti kurmak isteyen kişiyi seçmedi.

Seçim sistemi ve siyasi parti düzeni nedeniyle, 2014 Seçimi meşru sayılıyor; ama bunun adına Milli İrade denmez, asla denemez!

Parti Purti olayı işte buradan geliyor. Bugün, Ekmeleddin için hangi CHP’linin oy istemeye yüzü tutar? En azından benim gibi “Böyle bir kişiye ben oy vermem” diyerek sandığa gitmeyenlerden isteyemezler.

Milli İrade kavramının içi boşaltıldı. Benim gibilerin “Ulusal Karar” dediği böyle bir karar, eften püften bir karar değildir. Türkiye Cumhuriyeti Yurttaşı olarak, ancak bize bırakılmış bir yurdun, bir ulusun varlık gerekçeleri için gündeme gelir. O da Anayasa’da yazılıdır, o da Türkiye Cumhuriyeti’ni Kurtuluş Savaşı vererek kuranların ülküsüdür.

Nedir bu ülkü?

Türkiye Cumhuriyeti bağımsız, laik, demokratik, sosyal, hukuk devletidir ve uygar dünya içinde yer alacak, sonsuza dek kalıcı olacaktır.

Ben böyle öğrendim, böyle içselleştirdim ve benden sonrakilere böyle kalması için kendimi sorumlu görüyorum. Yurdumu, yurttaşımı ve Türkiye Cumhuriyeti’ni kurarak bana bu ülküyü sunanları seviyor, saygı duyuyor ve varlığımın sebebi olduğunu düşünüyorum.

Bunlar yoksa, ben de olmayabilirim ve zaten olmazdım.

Ülkem Tek Parti tarafından kuruldu. O tek parti en büyük koalisyon idi. Hani şu “tü kaka” edilen koalisyonların en yaygını ve en güçlüsü.

O Tek Parti Koalisyonu’nu canları pahasına oluşturanlar, yani savaştan, ölümden korkmayanlar; saygıyla ayağa kalkıp, kendi elleriyle kurulmasını sağladıkları muhalefet partisine iktidarı devrederken, ceketlerini saygıyla iliklediler. Gerçek Demokrasi için bir büyük adım attıklarını düşünüyorlardı. Bu kişinin kim olduğunu herhalde biliyorsunuz. Kurtuluş Savaşı kahramanlarından, İkinci Adam, Tek Adam İsmet İnönü, yani Gazi İsmet Paşa.

Nerdeyse bir asır geçiyor. Bir asırlık demokrasiyi geliştirme çabası; darbelerle, siyasetçi cambazlıklarıyla mehter yürüyüşüne dönüştürüldü. Hatta, “bir adım geri, iki adım ileri değil, bir adım ileri, iki adım geri” haline dönüştürüldü.

Cumhuriyet’in 100. Yılı’nı görür müyüm, göremez miyim bilmiyorum. Bildiğim bir tek şey var. Bir Türkiye Cumhuriyeti Yurttaşı olarak, benden sonrakilerin görmesi için görevin bana düştüğünün bilincindeyim.

Tek Parti Devleti’ne geri dönüşü engellemek için elimden ne geliyorsa yapmaya çalışıyorum, sonuna kadar da yapacağım. Her Türkiye Cumhuriyeti Yurttaşı’na düşen sorumluluğun da bu olduğunu düşünüyorum.

Vekiller maalesef TBMM’de sonu bir felaket olacak bu geri gidişi önleyemiyor, aksine yarın utanacakları biçimde göstere göstere “Evet” diyorlar.

İş başa düşüyor ey asıllar!

Sandık önümüze geldiğinde, kayıtlı seçmenler olan biz asıllar; Milli İrade veya Ulusal Karar neymiş göstereceğiz.

Dost da görecek, düşman da; halkına güvenen de, kuşkuyla bakan da….

Partili Cumhurbaşkanı ve Tek Parti Devleti’ne HAYIR diyeceğiz.

Buna tüm beynim ve kalbimle inanıyorum.


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.