Biga İçin Birkaç Not




Yazdan yaza yaşadığım Biga için yazdım ve biraz da çevresinde dolandım. Yazdıklarıma inandım. Başlayayım…

Biga’nın geleneksel bir festivale ihtiyacı var. Müzik, kültür, kitap, dans ve çok şey dolu geleneksel bir festival kasabaya iyi bir hava katar.  Bu fikrim çok tutar. Önerim Biga’nın ürünlerinin de öne çıkarıldığı her yıl yapılacak bir yaz festivaliyle Biga’ya ilişkin bir tema oluşturulması. Hatta bu sadece yemek ya da sinema festivali benzeri bir festival de olabilir. İstenirse kaymakam Fatih Genel’in başlattığı okçuluk festivali de sürdürülebilir.

Kentimin yaz festivallerini seviyorum. 54. Troia Festivali’nde Kuğu Gölü Balesi’ni izledim. Çimenlik Kalesi’nde festival zamanı geceler sanat doluydu. Bu festivalin bir felsefesi var. Kültürümüz olacak bir barışın peşine düşüyoruz her sene. Yine öyle oldu. Her yanı özgürlük kokan bir kentte geceler daha da güzel. Çanakkale’de yaz geceleri aşklara, müziğe ve vapurlara açık.

Priapos Deniz Festivali de bu küçük kasabanın en neşeli hali. Bu kasabadaki konser geceleri de geceyle, denizle sarmaş dolaş ve çok renkli, çok esintili… Metin Zakoğlu, İrem Derici ve Aleyna Tilki de anılarıma eklendi. Bu festivalin kesintisiz sürdürülmesi beni her seferinde çok etkiledi. Ama bence bu festivalin günlerinde yazar ve çizerlerin imza günleri ve sergiler gibi kültürel hareketler de yer etmeli…

Bu yıl ilk kez yapılan Troy Air Fest ise unutamayacağım bir sürprizdi. INNA ve Teoman konserlerini saatlerce bekleyip en önden izledim ve buna değdi. Şahane bir organizasyondu. 7, 8, 9 Temmuz 2018 tarihlerinde tekrar görüşmek üzere ayrıldı herkes. Dj Vanessa, Melisa Uzunarslan, Teoman ve INNA, performanslarının yanı sıra verdikleri iyi görüntülerle de aklımda kaldı. Yıllarca saklayacağım iyi fotoğraflar çektim. Umurbey Belediyesi’yle keyifli bir işbirliği içinde bu büyük heyecanı ortaya çıkaranlara teşekkür ederim. Çanakkale’ye varmadan sağa dönüp sahile indiğimde her yaz beni karşılayacak bir festival var artık…

Yollar

Yolları çok sevdim. Yıllardır “şu yollar bitse” derdim. Bitmiş. Biga’dan hem Çanakkale yönüne hem de Yenice yönüne doğru araba kullanmak şimdi zevkli bir eylem. Artık yollar hikayelerime daha çabuk varacak. Bir de yollarda çay istasyonları olursa hikayeler ruhunu tamamlayacak.

Şehir Parkı

Şehir Parkı kasabanın nefes alma noktası. Parklar, sosyal tesisler yerel duruşların alanları, mekanları. Şehirlerin mozaiği parklarla yansımalı ve yaşamalı. Biga’daki şehir parkı iyi bir alanda ve görüntüsüyle kültürel ve çevresel çizgiler taşıyor. Ama önemli olan çayın tadı. Çay çok iyi olmalı. Hissettiklerim, adı “park” olan bir yerde damağımdaki çay tadıyla açığa çıkmalı. Bu parka vardım. Günlük konuların, siyasetin, maçların konuşulduğunu varsaydım. Ay çekirdeklerim hep hazır. Yalınlığımı ve yalnızlığımı bazı geceler bu parka taşıyacağım…

Kleopatra Cafe

Bir kasabadaki buluşma noktaları çok önemli. Burada kahvaltı yaptım. Biliyorsunuz her kahvaltı mutlulukla ilgili. Yola bakan bu mekanda yaptığım kahvaltıyı unutamayacaklarım arasına yazdım. Entelektüel buluşmalar için iyi bir seçenek burası. Yine söylüyorum, çay böyle mekanlarda çok iyi olmalı, harmanlanmalı; filtre kahveler ise makineden çıkmalı. Çayı ve kahveyi iyi yapanları her zaman alkışlarım. Bu mekan kahvaltısıyla ve havasıyla aklımda kaldı.

Kitaplar

Stefan Zweig kitapları okudum durmadan. Fena betimlemeler, acayip ruh geçişleri. Belki ihtiyacım olan bir şeydi bu. Belki bir kaç şiir yazmak için ön hazırlıktı. Yüz yıl öncesinin insanlarının ve mekanlarının siyah-beyaz fotoğraflarıyla anları yorumladım... Yalınlığa kaydım. Az kalsın yalpalayacaktım. Ama çabuk anladım. Böyle kitaplar okursam şimdiyi ve geleceği daha iyi yorumlayacaktım.

Sinema

İki film izledim. Biri şimdinin casus sarışını diğeri geçmişin bir savaş ayrıntısı. Casuslar ve savaşlar akılda kalıcı. Savaşlar ve savaşçılar, sömürü ve kapitalizm olmazsa casuslar da olmaz. Casusları ve savaşları çıkaranları insanlık yargılamalı. Sinema dünyasında klaketler doğru dürüst sahneler için çakmalı…

Film deyince, Zülfü Livaneli’nin Elia ile yolculuğunu  da yazmalıyım. Elia Kazan sinema dünyasının ışıltısından başlangıçlarının yalınlığına arabayla kaçmış bir insan. İyi film çeken bir de kendini yargılayan insanları seviyorum. Zülfü Livaneli yazdı. Elia Kazan politik bir adamdı. Yaşamını bir bedeli ödemeye adadı. Anladım. Bazen kendi hayatı da muhteşem bir film oluyor sinemacıların. Bazen de günler geçtikçe sefilleşiyor oluşları bazı insanların…

Bir film yapacağım ve bunları anlatacağım..

Şimdi Sonbahar

Şimdi artık şiir yazıp, fotoğraf çekeceğim. Tiyatrolar, konserler falan filan. Bir de meseleler var kafamda. Kapitalizmi yine reddedeceğim.

Sonra yazdıklarıma birkaç konu daha ekleyeceğim.

Bekleyip göreceğim…

Sabri Özdemir


Son Yazıları

2017.10.07 - Biga İçin Birkaç Not
2017.07.10 - Çıplak (filtresiz) dizeler
2017.05.18 - Merdiven
2017.03.08 - a y r ı- n - t ı ( n ı ) l ar
2017.01.27 - fırL[a’a]şşka
2016.12.30 - AMY
2016.11.15 - maSkeLerim var
2016.10.05 - Kıçsal
2016.06.24 - kadınLar heP gÜlmeLi
2016.06.06 - zaM’anLar / meK’anLar

İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.