Kongreler ve Siyasal Partiler




Türkiye'de siyasal partilerin ilçe örgütlerinde, kongre süreci yaşanıyor. Siyasal partiler ilçe kongreleri ardından il kongreleri ve kurultaylar ile yeni kadrolarını oluşturacaklar; yerel, genel ve cumhurbaşkanlığı seçimleri kampanyalarını yürütecekler.

Bir siyasal partinin ilçe kongreleri, o partinin siyasal kimliğinin parti dışına ilk yansıyan yüzüdür. Bir siyasal parti, sağdan sola siyasal yelpazenin neresinde durdurduğunun işaretlerini, ilçe kongrelerinde vermeye başlar.

Sosyaldemokrat bir siyasal partinin ilçe kongresinde, mutlaka parti içi kanatlar bulunur. Görev süresi dolacak ilçe yönetimi, kongre hazırlığı yaparken, parti içi kanatlara özel önem verir. Delege seçimleriyle başlayan parti içi yarış, ilçe konresinde sonuçlanmak durumundadır. Kongreye parti içi kanatların katılımı, salon düzeninde yerlerinin planlanması, onlara kürsü hakkı tanınması, sosyaldemokrat siyasal partilerde bu nedenle çok önemlidir. Kongre'de kurulan sandıktan bir kanat kazanmış olarak çıkar. Kongre sonunda, seçimi yitiren diğer kanat veya kanatlarla birlikte fotoğraf vermek "parti içi yarış burada bitmiştir" mesajı taşır. Sosyaldemokrat siyasal partilerde, parti içi kanatların varlıklarının tescili, eleştirilerine hoşgörü ve parti içi yarışa virgül konduktan sonra seçilene destek vermek, asıl olandır. Ne zamana dek? Gelecek delege seçimlerine dek.

Merkez sağ ideolojiye sahip siyasal partilerde, kongre süreci farklı işler. Parti içi kanatlar daha az ve belirsiz farklılıklar içerse de, orada da olabilir; ancak "vefa duygusu" merkez sağ siyasal partilerde kaçınılmaz bir bağdır. Geçmişte partide görev üstlenmişler, arkalarındaki lobi gücüyle partiyi ayakta tutmuşlar, önceliklidir ve değerlidir. Kongre oturma düzeni, bu tür parti büyükleri dikkate alınarak planlanır. Onlarsız ilçe kongreleri düşünülemez. Parti içi yarış yaşansa bile, vefa duygusunun baskısı, merkez sağ siyasal partilerde kongrenin huzur ve başarısında önemli etkendir.

Sosyalist ideolojideki siyasal partilerde, daha farklı bir kongre süreci yaşanır. Bu tür siyasal partilerde kanatlar olmaz, kongrelerinde parti içi muhalefet yarışı yaşanmaz. Yaşandığı durumlarda, seçimi yitiren kanat ayrı bir siyasal parti kurma hazırlığına girişir. Kuramadığı durumda partileşmemiş bir siyasal çizgi olarak, partileşme süreci yaşamayı sürdürür. Sosyalist partilerin uzlaşması, cephe şeklinde veya somut gündemle ilgili güçbirliği şeklinde, kongre süreçleri sonunda ortaya çıkar.

Faşist partilerde veya günümüzde özellikle Müslümanların yaşadığı ülkelerde ortaya çıkan cemaat partilerinde ise durum yukarıda özetlediklerimizden çok daha farklıdır. Bu tür siyasal partilerde kongreler seçim gündemli olmaz. İlçe yönetimleri seçmek, onlara ülkedeki yasaların bir zorlamasıdır. Yukarıdan aşağıya atamalarla belirlenen yerel parti yönetimleri, kongrelerde usulen ve tek liste ile seçilmiş olurlar. Bu tür siyasal partiler kongrelerini, seçmene mesaj verilen miting havasında düzenler. Kongre düzeni, eğer katılacaksa lidere göre, gelmiyorsa liderin belirlediği kişiye göre hazırlanır. Protokol düzeninde, parti tabanını motive edecek öneme ve değere sahip yeni katılımlar, vitrine yeni konacaklar öncelik kazanır. Amaç, "partimizin etki gücü artıyor" mesajı vermektir.

Türkiye'de son dönemde yaşanan siyasal partiler kongrelerini, yukarıda özetlediğim zeminde değerlendirirsek, -ki ben bu zeminde de değerlendirilmesini öneriyorum- acaba neleri görme şansı elde ederiz?

Kongrelerine tek listeyle giden, parti içi kanatlara salon düzeninde yer vermeyen ve onlara kürsü hakkı tanımayan sosyaldemokrat ideolojideki siyasal partinin, faşist veya cemaat partisine dönüştüğü kuşkuları başlar.

Kongrelerinde vefa duygusundan izler taşımayan merkez sağ ideolojiye sahip partinin, faşist veya cemaat partisine dönüştüğü kuşkusu üretmesi kaçınılmazdır.

Sosyalist partiler, eğer kongreler sonrası diğer sosyalist ve hatta sosyaldemokrat partilerle cephe kurmak, güçbirliği yapmak eğilimi göstermiyorsa; o siyasal partinin yeraltına inme eğilimi taşıdığı kuşkusu doğar.

Faşist parti veya cemaat partisi, doğası gereği parti içi demokrasi tanımaz ve seçmen onu lideriyle özdeşleştirmiştir. Tüm ülkede siyasal gücü ele geçirdiği anda, diğer siyasal partilerin sandık yolu ile bir daha gücü geri almaları düşünülemez. Darbeler veya halk ayaklanmaları, bu tür siyasal partilerden kurtulmanın tek çaresi haline gelir. Faşist ve cemaat türü siyasal partiler program ve kadrolarıyla, akla ve mantığa yaslanarak değil, inanç zemininde oy ve destek alır. Sıradan insanlar için ise bu tür siyasal partiler, ideolojik olmaktan çok, "yaşam biçimime müdahale edecek" korkusu üretmeleriyle tanımlanırlar.

Avrupa demokrasileri, işte bu faşist ve cemaat türü partileri parlamentolarına sokmak istemezler. Son yıllarda bu tür partiler Avrupa'da da güçlendiler, parlamentolara girdiler ve hatta iktidar adayı oldular. Bu tür siyasal partilerin bazıları yazılı hukuk kuralları, uluslararası sözleşmeler ve ilişkiler, sivil toplum örgütleri sıkıştırmalarıyla doğal yapılarından tavizler vermek zorunda kaldılar. Bazı faşist partiler ise seçim kazansa bile iktidar yapılmadı. Özellikle İkinci Dünya Paylaşım Savaşı'na yol açan Almanya ve İtalya örnekleri, Avrupalı'nın konuşmak bile istemediği acı deneyimlerdir. Türkiye ve Türkiye'den demokrasisi çok daha geri bırakılmış ülkelerde, faşist ve cemaat türü partiler; sokaktaki insanda görece daha az korku verir. Geri bıraktırılmış halkların anılarında bu tür partilerin acıları ya yoktur veya zaten parlamenter demokrasi ile gerçek anlamıyla henüz tanışmamışlardır.

Elimden geldiğince yalın bir dille anlatmaya çalıştıklarıma katılırsınız veya katılmazsınız. Türkiye'de siyaset bilimcilerin karınlarından konuştukları, deneyimli siyasetçilerin bilip de dile getirmekten çekindikleri gerçeklerdir, bunlar. Umarım okurlar, yazdıklarımı sakin kafayla başa dönüp yeniden okurlar. "İdeolojiler öldü" diyenler çoğaldı... Bu tür siyasal ahlaksızlar halkın ezberi bozulmasın, üretilen algı çözülmesin istedikleri için; kendi ideolojik davranışlarını sinsi biçimde örtbas etme çabasındalar. Kanmayınız... Bilimsel temele dayanmayan, somut ekonomik ve sosyal gerekçeleri bulunmayan hiçbir yaklaşımdan, siyaset denilen ürün çıkmaz. Ne din siyasal parti üretir, ne etnik kimlik ve ne de kültürel kimlik. Bunlar, siyasal partilerin mevsimsel kullandıkları insana dair, zaten var olan değerlerdir. Zaten var olan değerler için siyasal parti kurulmaz. Siyasal partiler bugünü anlaşılır kılmak, geleceği üretmek için vardırlar.


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.