İnceden inceden had bildirmek




Düşüncesiz bir topluma dönüştük. İnanıyoruz. Neye inanıyoruz, niçin inanıyoruz hiç düşünmeden, sorgulamadan. “İnanıyorsam, varım!” ile “İnanıyorsan varsın” sürüklenmesindeyiz.

Eğitim neden var? Öğretim niye? Ne işi var çocukların onsekiz yaşına kadar okullarda? Çocukluk ve gençlik çağlarını, zorunlu biçimde dersliklerde tutsak etmek, haksızlık değil mi? Ne kadarını kullanacakları belirsiz şeylerle kafalarını şişirmek, içinizi hiç sızlatmıyor mu? Yazık değil mi, bunca ezber yalana, dolana?

Saatlerce uyumak, uyanınca sokağa çıkmak, oynamak, gezmek, muhabbet etmek; hatta neye inanıyorsa o biçimde ibadet etmek varken… Hiçbir biçimde gelecek üretmeyen sözde bilgilerle, bu eziyet neden?

Ne diyor ünlü sörvayvır–boksör-öğretmen Adem Kılıççı?

Başardığın kadar, başaramadığın kader!

Ağzından “Allah” eksilmiyor, dövmeyi biliyor, hırslı, yarışmacı, şefkatli, Fenerbahçeli ve de Çamlıca Tepeli. Tam Cumhurbaşkanı Yardımcısı olacak kişilik.

Hani soruluyor ya… “Ya Reyis’e bir şey olursa?” diye… Hani soruluyor ya... "Kaç tane yardımcısı olacak?" diye...

Farkında olmayanlar varsa, artık farkına varmalılar. İktidar diye bir sorun yok!

Kişisel, ailesel, sülalesel, aşiretsel, mahalle muhtarlığı, belediye başkanlığı, eyalet veya devlet… Şirket, dernek, kulüp, parti…. Neresinden bakarsanız bakın, iktidar diye bir gündem de yok!

Herkesin sorunu muhalefet!

Nereye bakarsanız bakın, ister kişisel, ister yerel, ister küresel; muhalefetin bir başı yok! İlle de bir baş olacak. Kıçı olsa olmuyor mu? O da yok ki...

Yapısal bir sorun bu!

İktidar paylaşılmaz, paylaşılırsa da iktidar olmaz! Muhalefet ise paylaşılmazsa yapılamaz!

Öyle kafanızı ideolojilere, felsefeye falan takmayacaksınız. "Muhalefetin İktidarı" diye bir kavram üreteceksin ki, bir adam bulasın. o da sorunu çözmeyecektir. Bu kez "Muhalefetin Muhalefeti" çıkacaktır ve yine çok başlı olacaktır.

Oysa, tepeden tırnağa iktidara odaklanacaksın. Her yerde ve her şeyi iktidar sayacaksın. Bebek mi doğdu? Anasının iktidarı. Sinek mi uçtu? Boktan bir iktidar. Tutsak oldu hücreye mi atıldı? Özgürlük arayışının iktidarı.

Her koşulda iktidarı arayacaksın. Başardığın kadar, başaramadığın kader!

İnce olmuş, Kalın olmuş ne fark eder. Gideceğin yer, beyazdan bir sarayda "Baba beni niye verdin çocuğa?..." türküsü çığırmak olmayacak mı?

Eğitimi, öğretimi, dersi, kursu garibana vereceksin. "Oku da adam ol" diye... İtip kakalayacaksın ki, güzel güzel düşler kursunlar. Hiç kuruşsuz girişimci olmak isteyenlere bile, Elma umudu vereceksin. "Ulan bir Elma, Türkiye'nin yıllık gayri safi milli hasılası kadar para ediyor be!" diye de gıdıklayacaksın, kışkırtacaksın.

Sonra otur seyret... Kendi gibi çulsuzlara atsın havasını: "Çağrı merkezinde kariyer yapıyorum, beş vakit sonra şirketin siyosu olacağım..."

Demokrasi böyle bir şey. Bilgi istemez, deneyim hiç istemez.

Başardığın kadar, başaramazsan kader.

Yine de bir hikayen olmalı. İçinde inanç, içinde vefa, içinde sırlar...

Ulaşılmaz, dokunulmaz olana duyulan bağlılığa denir, aşk! Maşuku buldun mu eziyet edeceksin. Bakmayın Stockholm Sendromu dediklerine. Katiline aşık maşuğu biz, ninemizin masallarından beri tanırız. Buz gibi evvel zaman içinden gelir, kalbur saman içinden. Pireler henüz kuaför olmamışken, develer rakı mezesi güreş bile tutumamışlardı.

Hiç ama hiç gülmeyeceksin! Allah ağlama duvarıyla sezonu açmış, mevlid gözyaşlarıyla kapatmış. Bunca münacaat, bunca mersiye, bunca ağıt boşuna mı?..

Yarın ölecekmiş gibi ibadet edecek, hiç ölmeyecekmiş gibi de çalışacaksın. Allah cennetini, sana öteki tarafta verdi, ezberletmediler mi? Bu tarafta cenneti yaşayanlara, şeytana uyup neden kafayı takarsın? Takmayacaksın, "tak" eğilecek ve "tak" etek öpeceksin! Bakmışsın "tak" imam kadrosundasın, "tak" TUBİTAK Başkanı...

Kaldı ki, her koyun kendi bacağından asılır. Kimi çevire çevire çevirme, kimi asıla indirile tandır. Yeter ki, kasap vitrininde teşhir edilmeyesin. Sana medyanın ne menem bir teşhirci olduğu da ezberletildi. Ne gelirse başına, gazetecilerden değil mi? Bu nifak tohumlarını da punduna getirip susturacaksın!

Elem tere fiş, kem gözlere şiş.

Üretilmiş suçlara konu mankeni bulmak artık sorun değil. Bu dizi de Balyoz'u yersin, öteki dizi de F Tipi. Karakter dediğin oyunculuk değil mi zaten. Şık da olur doğrusu. 

Demokrasi, Milli İrade mesela... Ne ki? Muhalefetten bir fazla kelle sayısı! Cehenneme ilk günden bileti kesilenler gibi “Çobanın oyu ile profesörün oyu bir mi?” diye düşünmeyeceksin. Allah yar ve yardımcın olmaz.

Şükredeceksin, çünkü bu kafayla nasılsa başaramayacaksın. Başardığın kadar, başaramadığın kader.


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.