Madem Ramazan, günah çıkarayım!




Allah’ım!.. Günah işledim. Hatta günahlar işledim. En azından yazılarımda bir çeşit, işlerine burnumu soktuklarım için öyle…

Anlat bana oğlum…

Aslına bakarsanız, bu zamana kadar sürekli kendi doğru bulduklarımı, gözlemlediklerimi yazdım. Hiçbir baskı altında kalmaksızın. Gerek Bigazete’deki köşemde yazarak, gerekse bire bir sözlü diyaloglar da… Karşı tarafı incittim, kırdım... Karşılığında sözlü hakaret ve tepkiler ile karşılaştım. Genelde beni anlamadılar! Belki de anlamak istemediler. İşlerine gelmedi. Kim bilir, belki de samimiyetin, dürüstlüğün yok olduğu ortamda bunların yaşanması gayet doğaldı. 

Kendimi kimselere sevdirmek veya kimsenin düşmanlığını kazanmak gibi niyetlerim olmadı! Kimse kimseyi zorla sevmek zorunda değil. Saygımızı kaybetmeyelim, yeter. Alper Sezgin olarak, yıllardır yazılarımda kimseye hakaret etmedim, zaten edemem. Spor medyasında, ünlü olmak, daha çok izlenmek ve bu geçici gücü paraya çevirmek adına düzeyi düşürenleri, şaklabanlık yapanları görüyoruz…

Burada kendine nasıl bir günah ürettin peki?…

Sporu ve spor kulüplerini yönetenlerin; spor camiasına, gençlere, çocuklara örnek teşkil etmesi gerektiğine vurgu yaptım. Yaptıkları davranışlar ve açıklamalarla toplumun saygınlığını kazanmaları için katkı vermeye çalıştım, yoldan çıkıldığını gördüğümde de doğru bildiğim yolu işaret ettim.

İnsanın önce kendine saygısı olması gerektiğini, sonra karşısındakine saygılı olması gerektiğinin altını çizdim. Spor kulüplerinde başarıyı yakalama sırrının, tepeden başlayıp aşağıya doğru yayılması gerektiğini; sorumlulukların yukarılarda çok, aşağılarda az olduğunu ve takım olmanın, takıma liderlik etmenin böylece sağlanabileceğini belirttim. 

Alt yapı yaş grupları, yıllardır Türk futbolunun kanayan yarasıydı. Geçmişte benim gibi birçok genç kötü döngünün içinde kaybolup gitti. Kalemi elime aldığımda, yeni nesil genç sporculara sağlıklı ortamlar yaratmak adına yazılar paylaştım.

Alt yaş guruplarında, yarışmacı ruhundan çok, gelecek için ahlaklı sporcuların çoğalması gerektiğini belirttim. İstikrara vurgu yaptım. Yöneticiler geldi, gitti... U-13, U-15, U-17 gibi... Yaş gruplarında kazandıkları kupalardan bahsettiler. Kupanız batsın!

Bigazete ve son dönemde, henüz bir yaşını bile doldurmayan spor yayın organımız Hepspor, Biga merkezli Çanakkale ilinde ve Marmara bölgesinde amatör spora katkı sağlamak adına yoğunlaştık. Tesis açığına odaklandık mesela… Biga’ya son yıllarda spor tesisleri kazandırılıyor ise katkımızın farkındayız. Arşivler ortada, gündeme getirdiklerimiz ve ardından yapılanlar ortada. Yapılacakları yazmayı sürdürüyoruz, planlandığı sözü verilenler var, yapılması gereken tesisler var. Bu çabalarımızda kamu yetkililerini sıkıştırdığımız için, onların kızgınlıklarını anlayabiliyoruz. Anlayamadığımız, tesisleşme gündemine nedense katılmayan spor kulüpleri yöneticileri. İşte onları anlamak benim için imkansız. Bugünü kurtarmak, bugünlük kişisel imaj üretmeye çalışmak, bugün sebeplenmek… Yarına Allah kerim!… 

Bazı duyumlar aldım…

Bir spor müsabakası öncesi duyumlar aldım. Duyduklarım iğrenç ve bir spor müsabakasına gölge düşürecek cinsten duyumlardı. Sadece konunun içeriği ile ilgili sorular sordum. Karşı taraf sessiz kalmayı tercih etti.

Allah’ım!.. Sevdiğiniz bir kulu, hiç yok yere, hırsızlıkla suçluyorlar. Ne yaparsınız? Bu konunun belki maddiyatla ilgisi yok. Maneviyat ile ilgisi var. Hak yemeğe kalkışmakla ilgisi var. Sportmenliğe yakışmayan davranış ile ilgisi var. Bu da bir hırsızlık değil midir?

Bundan sonra nasıl davranmam gerektiği ile ilgili Şeytan’a sordum, bana bazı şeyler söyledi, ama biliyorum, bana kızacaksın... Onları da sana anlatayım istedim:

Akıllı ol oğlum! Cep telefonun elinde. Git sor onlara ve seslerini kaydet, hatta vedeoya çek. Ne diyorlarsa, köşene onların dedikleri gibi yaz. Her cümlenin başına, onların adlarını ve uzun uzun etiketlerini koy; sonuna da teşekkürler, şükranlar sıkıştır. Söyle yayın yönetimine, yazılarının arasına onların fotoğraflarını da eklesinler. Yazın yayınlanır yayınlanmaz, neredeyseler git yanlarına, tebrikleri kabul et. İbretlik diye sakladığın, sana verilen boş medya plaketi kutusunun içini, artık neyle doldururlar bekle… Kendin olmak zorunda değilsin. Bak sana ne şirin bir kimlik de verdim. Yalanlar ve samimiyetsizliklerle dolu dünyada onuru falan bırak, hayatın tadını çıkar…"

Rahmet ve Başsağlığı

Geçtiğimiz hafta içi Şeref Solukluoğlu ağabeyimi kaybettik. Üzüntüsünü derinden yaşıyorum. Yaklaşık iki ay önce kendisi ile sohbet etmiştim. Şeref ağabey, tanıyanlar iyi bilir. Hayat dolu, etrafına gülücükler ve enerji saçan biriydi.

Geçmişte yaşadığı futbol kariyeri ile kesinlikle saygıyı fazlasıyla hak ediyordu. Spor camiasının başı sağ olsun. Huzur içinde uyu…


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.