Tanrı insanı Şeytan’a mı havale etti?




Sümer tabletlerinden Tevrat’a, İncil’e ve Kuran’a kadar hangi inanış biçiminde Tanrı varsa, hep, insanlara aklını kullanmasını, sorup sorgulamasını önermiş durmuş. Boşuna mı?...

Kuran’da, örneğin Yunus suresi 100. ayet “Allah azabı, akıllarını (güzelce) kullanmayanlara verir” diyor. Örneğin Fatır suresi 37. Ayet ”Sizi, düşünüp öğüt alacak kimsenin düşünüp öğüt alabileceği kadar yaşatmadık mı?” diyor. Örneğin Enam suresi 32. Ayet “…Hâlâ akıllanmayacak mısınız?” diye soruyor.

Enbiya suresi evrenin yaradılışını, Kıyam suresi insanın yaradılışını ve hatta Bakara dinlerin sorgulanmasını ister. Nisa suresi 82. ayette daha da ileri gider ve bizzat Kuran’ın kendisinin sorgulanmasını ister.

İnanç dediğin elbette sorgulanmaz. Samimi bir inanç, her şeyi anlamak için sormayı, sorgulamayı, kıyaslamayı ve gerçeğe ulaşmayı önerir. Yoksa Allah’ın Şeytan’a neden ihtiyacı olsun, neden insanların başına Şeytan’ı musallat etsin?...

Öyle anlaşılıyor ki Tanrı, insanlardan bıktı usandı ve adeta “Belanızı bulun” diyerek Şeytan’a havale etti. Binlerce elçi gönder, ayetler gönder… Yok! İnsanlar sormuyor, sorgulamıyor, aklını kiraya veriyor…

Sümüklü bir vaize kiralanmış akılların vahşetini gördük ve hala sorup sorgulamıyor, aklımızı kullanmıyoruz. Hiçbir iş yapmayan, üretmeyen, çalışmayan bir güruh oluşturduk. Her biri hocaefendi kılığında, gözümüzün önünde en güzel koşullarda yaşıyorlar. Soruyorsun. “Bu sakallı, cüppeli ne iş yapar?”. Yanıt “O hocaefendi, mübarek adamdır” diye geliyor. Çalışmayan, üretmeyen adamın neresi mübarek olabilir kardeşim?

Öğren artık: En mübarek insan, üreten insandır!

Türkiye’de adeta kastlar, katmanlar oluşturuldu, toplum kademe kademe. Din satıcıları var. Satıcıların komisyoncuları var. Din tüketicileri var... Bu sektörden yararlanan taşeronlar, bu sektörlere proje üretenler var... Hani futbol bir spor idi de sektöre dönüştü ya, din de insan ile Tanrı'sı arasında bir buluşmayken işte öyle bir sektöre dönüştü. En az uyuşturucular kadar, en az silahlar kadar tehlikeli ve kazançlı. 

Sattıkları dinin, Tanrı’nın hiçbir dini ile ilgisi yok. Alın işte, Diyanet İşleri tuğla gibi raporu düğün geçtikten sonra kına diye ortaya sürdü. Sümüklü vaizin mavallarının, Kuran ile ilgisi bulunmadığını anlatıyor.

Şimdi ben de demem mi?...

Diğer tezgahlarda din satanlarla ilgili, Diyanet İşleri acaba ne zaman tuğla raporlar açıklayacak? Memleketin anası satıldıktan sonra mı?...

İyi de malını, mülkünü satıp bu hampacılara sorup sorgulamadan sunanlar, çoluk çocuğunu daha sonra “meczup” denilecek din satıcılarına tetikçi yapanlar ve hatta şehit olacağını sanarak Tanrı’nın yarattığı diğer insanları öldüren veya bunun için ölenler?...

Hiç kimsenin aklına “Ya Şeytan’a uyuyorsam?” sorusu gelmez mi?

Bir yaşam fırsatı elde etmişsin. Senin gibi yaşam fırsatı elde etmiş diğer canlılarla birlikte bir gezegenin üzerindesin. Kutsal mı arıyorsun? Yaşamak ve yaşatmaktan daha kutsal bu durumda ne olabilir?

Tanrı var veya yok, Şeytan var veya yok… Bunların Tanrı ile ilgisi ne? Sen yaşamı sorgulasana… Daha mutlu nasıl olunur diye üretken olsana…

Yok! İlle de kendin ve yakın çevren dışındakileri sormayan, sorgulamayan ahmaklara çevireceksin, onlara hükmedeceksin... Bunu da Tanrı’yı kullanarak yapacaksın.

Tanrılaşmak veya Tanrı’nın vekili olmak hevesindeki her insan, aslında Şeytanlaşmak veya Şeytan’ın vekili olma adayı değil de ya nedir?

Tanrı’nın vekile ihtiyacı mı var?

Kalkıp bir de onu kendi kişisel çıkarlarına alet etmeye kalkarsan, seni de Şeytan’a havale ediverir. Ne yani? Tanrı'nın senden başka canlısı yok mu? Nerede dinozorlar, mamutlar...? İnsan birey olarak ölümlü de, insan türü ölümsüz mü sanıyor kendini?...  

Tanrı’ya masum biçimde inananın da, inanmayanın da Şeytan ile işi olamayacağına göre; yaşamak ve yaşatmak karşısında olan herkes er ya da geç bedelini öder.

Sormak, sorgulamak, önce kendinle ve ardından birlikte yaşadığın insanlarla paylaşmak, tartışmak işte bu nedenle önemlidir.


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Okuyucu Yorumları