Saadet Zinciri Tutsaklık Kelepçesi




Saadet Zinciri denince Jet Fadıl, Çiftlikbank örnekleri aklınıza gelebilir. Son Çiftlikbank olayında toplanan para 1,139 milyar, 688 milyon geri ödenmiş, görüntüyü oluşturan bazı varlıkları düşünce, diyelim ki piramidin firavunu 200 milyon lira tokatladı.

Tek Kişi iktidarını üreten ekonomik ve sosyal yapının temelini Saadet Zinciri oluşturuyor. Türkiye'nin en büyük Saadet Zinciri piramidini Mısır'daki Giza firavun piramitlerinden en büyüğü olan Keops sayarsak, Çiftlikbank küçük Mikerinos piramidinin bir taşı kadardır.

Saadet Zinciri çok sayıda ülkede yasal bir faaliyettir. Türkiye'de yasak. ABD, Almanya, Rusya, İngiltere, Çin gibi büyük ekonomilerde de yasak tabii...

Ortaya etkileyici bir proje konulur. Projeye inanacak ve destek verecek bir grup oluşturulur. Bu ilk grup, İsa'nın havarileri veya Muhammed'in ehl-i beyti gibi olmalıdırlar. Ardından aşağıya doğru katmanlar üretilir. Her alt katmandan alınacak destek, üsttekilerce komisyonu alınarak lidere en büyük pay düşecek biçimde paylaştırılır. Paylaştırılan yalnızca para değildir. Günü geldiğinde oy olur, gerektikçe inanç olur, görüntü kalabalığı olur, sosyal sorumluluk gibi sunulan projeler olur. Cemaat modeli de böyle işler.

Modelde üretim, katma değer, gerçek büyüme söz konusu değildir. Piramit yükseldikçe büyüyen destekçi sayısıdır, servet yukarı doğru çekildiği için, bir de ihtişam büyür. Sisteme her yeni giren bedel ödemeyi göze alır ve yeni insanların sisteme girmesi için çalışmak zorundadır. Kendinden sonra giren olmazsa, zincir en zayıf olan en alt halkadan kopmaya başlar.

2000 Ekonomik Krizi yaşandı, Kemal Derviş geldi, "acı reçete" uyguladı. Zaten batık bankaları hukuken batırdı, finansal disiplin halka fatura ödeterek, sıfırdan yeni bir başlangıç üretti. Hani şu "yapısal reform" denilen şey, o tarihlerde Derviş eliyle yapıldı, CHP yönetimi dahil krizi Derviş üretmiş gibi sorumlu sayıldı, o da TBMM'de bir koltukta oturmak yerine istifa etti, gitti.

Bahçe temizlenmiş ve Saadet Zinciri için mükemmel bir ortam oluşmuştu. Devlet kendi dengesini sağlamlamış, batan batmış, bedelleri ödeyen halk ilgilenmediği ekonominin hala önemini kavrayamadığı için kendisini gaza getirecek bir umut arayışında... Kemal Derviş'in üst kültür kimliğine karşıt Kasımpaşa Delikanlısı, "bizden biri" olarak üretildi. Saadet Zinciri yapılanması şeklinde, cümbür cemaat piramide taş taşınmaya başlandı.

Kolaydan kazanma umudu veren Saadet Zinciri piramidine katlar oluşturan ahaliye, inanç ve coşku verecek göz kamaştırıcı projeler bulundu.

Kredi dışarıdan, mekan Türkiye. Dev projeler, ama hiçbirinin üretme amacı yok. Halkımız da sever böyle şeyleri. Geçmiş yöneticileri "şu eseri var" diye anarken, söz ettiklerinin hep "inşaat" olduğunu biliriz. Daha eğitimli çocuklar, daha nitelikli gençler, daha verimli orta yaşlılar ürettiği için anımsanan; insana yatırım yapan bir tek devlet adımının adını sokakta bilene rastlayamazsınız. Örneğin Tonguç Yaşar'ı, Zihni Derin'i, Kerim Erin'i sorunuz; haklarında iki cümle edene ödül vermek gerekir.

Avrasya Tüneli: Yatırım maliyeti 1 milyar 245 milyon dolar. Kredi dışarıdan, teknoloji dışardan. Görünen yüklenici ortakları Tek Kişi yakınlarından. Halk olarak 24,5 yıl borç ödeyeceğiz.

3. Havalimanı: Devlete maliyeti 35 milyar dolar. Kredi dışarıdan, teknoloji dışardan. Görünen yüklenici ortakları Tek Kişi yakınlarından. Halk olarak 25 yıl 12 milyar dolarlık inşaat yatırımı üstlenenleri işletmeci olarak izleyeceğiz. Parayı elbette halk olarak biz ödeyeceğiz.

3. Boğaz Köprüsü: Devlete maliyeti 3,5 milyar dolar. Kredi dışarıdan, teknoloji dışardan. Görünen yüklenici ortakları Tek Kişi yakınlarından. Halk olarak 7 yıl 9 ay inşaat yatırımını üstlenenleri işletmeci olarak izleyeceğiz. Para bizden çıkacak tabii...

İstanbul - İzmir Otoyolu ve Körfez Geçişi: Yatırım maliyeti 10,3 milyar dolar. Haziran 2017'de açıldı. Kredi dışarıdan, teknoloji dışardan. Görünen yüklenici ortakları Tek Kişi yakınlarından. Halk olarak 22 yıl inşaat yatırımını üstlenenleri işletmeci olarak izleyeceğiz. Parayı artık kimin ödeyeceğini biliyorsunuz. Fahiş geçiş ücretini ödeyeceksin, ödemeyi atladın mı 10 kat cezayı da göze alacaksın. O yoldan hiç mi geçmedin? Geçseydin be kardeşim, geçmesen de ödediğini öğrenmek için biraz ekonomiyle ilgilenmelisin.

Aklınıza gelen diğer dev projeleri artık siz ekleyin, sıkılmamanız için ayrıntılara girmiyorum. Dünya karşı çıksa, Saadet Zinciri'nin sürmesi için Kanal İstanbul projesi yapılmak zorundadır. Kaç milyar dolara mal olacağını ve piramidin altında kalanlar için ne de "muhteşem bir eser(!)" olacağını hayal bile edemezsiniz. Son 15 yılda inşaat yatırımlarının 200 milyar doları bulduğunu not edeyim, düşünün...

Tarlada ekim - dikim, fabrikada üretim, limanda - garda - tır'da hareket varsa; eğitim kurumlarında bilim, hastanede sağlık varsa yol da yaparsınız, yanına destek inşaatları da... Tarlaları boş, fabrikaları kapatılan, limanları yüzde 30 kapasiteyle çalışan bir ülkede inşaat ile kalkınma intihar etmekten başka bir şey değildir.

Saadet Zinciri, her yıl daha büyük yatırımlar yapmak ve bunun için de daha çok dövizle borçlanmak zorundadır. Dev yatırımlar için Türkiye'ye gelen krediler üretime girmediği, ekonomide gerçek anlamda katma değer yaratmadığı ve döviz de kazandırmadığı için; bu borçları ödemenin tek yolu daha büyük projeler ortaya koyup, daha fazla borçlanmaktır. Dış ticaretiniz rekor açık veriyorsa, turizm gelirleriniz artmıyorsa, dövizi nasıl bulacak da borç ödeyeceksiniz?

Büyük, dev, daha dev, çılgın derken Saadet Zinciri bugün 500 milyar dolar borca ulaştı. Döviz fiyatlarındaki artışa bir de bu gözle bakınız. Kredi veren yabancı sermaye destekli Saadet Zinciri ile piramidin tepesinde bir Tek Adam üretildi. Ona umutla inanmış milyonlar oluşturuldu. Hasad zamanı geldi, Saadet Zinciri ortamını oluşturan güçlerin elleri armut toplayacak değil. Başlarken "1 dolar 1 lira olacak" tı, bugün geldik 1 dolar 4,7 liraya. Verdiği kredinin ana parası bile 4,7 kat artmışken, faizini hesaplama işgüzarlığı yapmama gerek yok.

Saadet Zinciri Türkiye'de Tutsaklık Kelepçesi'ne işte böyle dönüyor. Bugün için 500 milyar dolar olan borç, Tek Kişi'yi Partili Cumhurbaşkanı yapın, 1 trilyon dolara çıksın. Tabii kredi veren yabancılar "Burada dur bir hele. Şu hesabı bir görelim, sonra devam ederiz" demezlerse... Demeye başladıklarını herhalde görüyorsunuzdur.

Türkiye serveti çok bir ülke. Henüz satılmamış meraları var, antik kentleri var, ormanları var. Topkapı gibi sarayları, Kızılırmak'ı, Fırat'ı, Dicle'si, Ceyhan'ı, Seyhan'ı var. Kazdağları var, Ağrı Dağı var... Ve elbette Kuzey Kıbrıs'ı, Hatay'ı, Gökçeada ve Bozcaada'sı var.

Merak etmeyin, yabancı sermaye bunları alıp da götürecek değil, yerinde duracaklar. Kıyıları sattık da bir yere mi gitti? Orada duruyorlar, ama yabancıların üç katı bedel ödesen de plajda güneşlenmek zaten günah.

Üretmeyen, üretme bilinciyle insan yetiştirmeyen, Tek Kişi'nin hamasi nutuklarıyla coşup, her şeyi din bezirganları aracılığıyla Allah'a havale eden bir düzende, halkın, yattığı yerden Saadet Zinciri hayali, kendi bileklerine Tutsaklık Kelepçesi takmasıdır.

Saadet Zinciri'nin Tutsaklık Kelepçesi'ne dönüştüğü gerçeğinin farkına varılıp varılmadığını 24 Haziran akşamı göreceğiz.

"Bana kimse böyle anlatmadı ki" demeyin, arada bir benim gibiler ne yazıyor onları da okuyun. Ucuz siyasi polemikler, toplumsal muhalefetin gazını almaktan başka bir işe yaramıyor. Oysa o kadar da çok bileni var ki yurdumun. Bu nedenle, gerçekleri bilip, ucuz siyasi laf cambazlıklarına kaçanlara da buradan selam olsun.

Nasreddin Hoca ile büyüdük, siz de haklısınız!...


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.