Karamsarlık ve solucan gübresi...




Bu yazıyı okuyunca ciddi bir ekonomik krizle karşı karşıyayız, ama bu iyimserlik nedir diyebilirsiniz? 

Hayır, bizim ekonomide durum gerçekten kötü... Benim diyeceklerim çevre ve dünyanın gidişatı konusunda...

Ekonomiden anlamayan ve anlayanı da dinlemeyen yöneticiler, dolar tacirleri, zam fırsatçıları, yurtdışına para kaçıran holding patronları, yerli ürün satıp dövizi bahane ederek zam yapan ucuz market zincirleri oldukça daha çok kriz yaşarız ve daha da kötüsü belki daha hafif geçecek krizleri en son raddeye kadar götürürüz.

Neyse...

Bazan, “Acaba çok mu karamsarız?” diye düşünüyorum. Niye diyeceksiniz?

Bir gazetenin haftasonu ekinde sevdiğim sinemacılardan Uğur Yücel ile bir röportaj okudum. O da çok karamsar. Hatta kibarlığından, “Haftasonu okur neşeli sözler bekler, biraz iç açıcı şeyler anlatayım” diye gazeteci arkadaşı uyarmış.

Hayat zerafetini yitirdi. Kaba ve vahşi bir hayatın içinde yuvarlanıyoruz sonsuza doğru. İnsanlık el ele tutuşarak gezegeni yok ediyor. Büyük ve anlaşılmaz bir nefretle...” diyor.

Bana da öyle geliyor ama bazan da avunuyorum. İnsanlık kendini tüketmez, diyorum. Savaşlarda ölenlerin sayısı eskiye göre azalıyormuş, diyorum. 

Yeğenim Deniz’in dersleri arasında Çevre ve Doğa Koruma var, bize göre daha bilinçli bir nesil yetişiyor. 1980’lerin neo-liberal vahşi kapitalizmi bitiyor. İnsanlık daha duyarlı, doğa da kendi kendini yeniler, diyorum.

Doğanın mahvolması, savaş, yoksulluk, açlık, eşitsizlik gibi sorunları “öncelikli sorun” olarak kabul edenlerin sayısı gittikçe artıyor. Bu da iyi bir şeydir, diyorum.

Bir kitap okudum, Can Kozanoğlu’nun “Bıçkın ve Ağlak; Yeni Türkiye’nin Hikayesi”...

Yakın dönemi sosyolojik olarak isabetli değerlendirenlerden biri olan Can Kozanoğlu da karamsar değil... Özetle diyor ki:

Yarınlardan umutsuz değilim. Çünkü ben sosyalistim. Hayatın yönünün hep ileriye doğru olduğunu savunanlardan yanayım. Evet, sorunlar büyük. Fakat dünle bugünü karşılaştırdığımız zaman, kayda değer ölçüde ilerlemiş ve gelişmiş bir dünya görüyoruz. Daha iyi, daha konforlu, daha medeni... 21. yüzyılda mutlak yoksulluğun hiç kalmamış olması lazımdı. 7.5 milyarlık dünya nüfusunda yedi kişinin bile kalması ağır meseledir. Fakat mutlak yoksulların hem sayısı hem oranı kayda değer düzeyde düştü. Çevre konusunda bile en sorunlu dönemi geride bıraktığımızı düşünüyorum. Hala sorunlar büyük ama 1970’li yılların sonundan, 1980’li 1990’lı yıllar kadar vahim bir durumda değiliz. Dünyada 100 milyonlarca insan kendiliğinden çevre denetçisi haline geldi. Çevre bilinciyle yetişmiş kuşaklar devreye girdi.

Bir kitaptan daha söz edeceğim. İngilizce, Türkçede henüz yayımlanmadı. Adı: Factfullness... Türkçesi: Gerçeklilik... Alt başlığı: Dünya Hakkında Yanlış Olduğunuz 10 Konu ve Niçin Şeyler, Düşündüğünüzden Daha İyi...

Çok ilginç, zihin açıcı, tartışma yaratıcı bir kitap... Yazarı Hans Rossling, tıp profesörü ve UNICEF’in danışmanlarından...  

Bill Gates’in hakkında, “Şimdiye kadar okuduğum en önemli kitaplardan biri, dünya hakkında net bir düşünce sahibi olmak için zorunlu bir rehber” dediği kitap...

Bir veri aşığı olan Rosling, yoksulluk, sağlık, eğitim, savaş, şiddet, teknoloji gibi konularda yanlış bildiğimiz birçok konuda daha iyimser bir yaklaşıma sahip olmamıza imkan sağlıyor. Rosling, medya yanıltması, ideolojik önyargılar ve istatistik okuyamama gibi nedenlerle nasıl birçok insanın karamsar ve yanlış bir dünya görüşüne sahip olduğunu anlatıyor.

Rosling’in okuyuculara sunduğu grafikler çok ilginç. Örneğin, “Azalmakta Olan 16 Kötü Şey” başlıklı bölümde; yasal köleliğin, tankerlerden petrol sızıntılarının, güneş panellerinin fiyatının, HIV enfeksiyonunun, çocuk ölümlerinin, savaşlarda ölümlerin, ölüm cezalarının, kurşunlu benzin kullanımının, uçak kazalarında ölümlerin, çocuk işgücünün, doğal felaketlerde ölümlerin, nükleer silahların, çiçek hastalığının, zehirli gaz salınımının, ozon tabakasının incelmesinin ve açlığın yıllar içinde nasıl azaldığını verilerle kanıtlıyor. 

Artmakta Olan 16 İyi Şey” başlıklı bölümde ise; yeni filmlerin, doğayı korumanın, kadınlara oy hakkının, yeni müzik kayıtlarının, bilimsel makalelerin, tahıl hasadının, okuryazarlığın, demokrasi ile yönetilenlerin sayısının, çocuk kanserlerinde hayatta kalma süresinin, okula giden kız çocuklarının, izleme altındaki tür sayısının, elektrik kullanımının, cep telefonlarının, temiz suya erişimin, internet kullanımının, çocuklarda bağışıklığın tüm dünyada yükselişte olduğunu grafiklerle vurguluyor. 

İşte böyle... Bunlar tartışılması gereken konular...

İyimser olmak için bir başka konu daha söyleyeyim. Bir arkadaşım işinden istifa edip, solucan gübresi üretimi işine girdi. 

Toprağı kirleten, zehirleyen kimyasal gübreler yerine bitkisel atıkların solucanlar tarafından işlenmesi sindirilmesi ile ortaya çıkan organik bir gübreden söz ediyoruz. Ne kadar mantıklı değil mi?

Bırakın kimyasal gübreleri, solucan gübresi sadece organik değil aynı zamanda normal doğal gübrelerden daha verimli ve besleyici... 

Bu solucan gübresi çok ilgimi çekti hem de iyimserlik düzeyimi artırıyor. Gelecek yazıda solucan gübresinden bahsedeceğim...


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.