Bağımsız olmanın bedeli öde öde bitmez!

Bigazete, 14 yıldır yayın hayatını devam ettiren Biga merkezli bir yayın organı. 19 Nisan 2006’da basılı gazete olarak yayına başladı, yine bir Nisan ayı 24 Nisan 2014’te basılı yayınına son verdi.. 17 Kasım 2006’da Bigazete, bigazete.com adıyla sanal ortamda yerini aldı. Marka tescil işlemleri tamamlanınca da bigazete.com.tr olarak yayınını sürdürdü. Biga’nın yaşayan en eski yayın organıdır. Marka tescil belgesi dahil, her şeyi ile yasalara uygun Biga'nın tek yayın organıdır.
Çok sayıda genç yetiştirmiş bir okul gibidir aynı zamanda. Yaşamlarına dokunduğumuz veya bizim yaşamımıza dokunmuş gençler. Hepsine buradan sevgilerimi gönderiyorum. 
Gazetecilik dışarıdan bakıldığına oranla oldukça zor bir meslektir. Hele bu mesleği, taşrada yapıyorsanız daha da zorlaşıyor. Ben kendime asla gazeteci demem. 14 yıldır sayfa tasarımından editörlüğe ve işletmeciliğine dek sorumluluğunu taşımama ve son 6 yıldır sahibi olmama rağmen. 
Muhbirlik başka şey, muhabirlik başka şey, fotoğraf çekmek başka şey, gazetecilik bambaşka bir şey. Her elinde fotoğraf makinesi olan veya klavye başına geçene gazeteci dersek; Uğur Mumcu’ya, Abdi İpekçi’ye veya Ahmet Taner Kışlalı gibi mesleği uğruna can vermiş gerçek gazetecilere de büyük saygısızlık ederiz.

Bigazete modern haberciliği seçmiş bir yayın organı. Haber verirken kendi değerlendirmesini de yazıyor. Böyle olunca da, bir takım odaklarca düşman ilan ediliyor. Gazeteci meslek etiğini (ahlakını) sanki biliyorlarmış gibi hatırlatıyorlar. Gazetecilik mesleği var olduğu günden bu yana, yazılan her haberde ya muhabirin ya editörün bakış açısı yer alır. "Sen ne deniyorsa onu yaz" yöntemi, basın bültenidir, haber değil. Biga'da zaten etkili ve yetkili kimse, haber yayınlanmadan önce konuşmuyor.

Peki gazetecilere insan etiği (ahlakı) içinde davranmaya gelince... Bu durumda “orasını karıştırma” deniyor. 
Eleştiri getirdiklerimizin Bigazete’de cevap verme hakkı her zaman vardır. Bugüne dek cevap hakkını kullanmamış bir tek kişi bulunmuyor. Cevap haklarını başka yayınlarda kullanmayı seçiyorlar. Keşke cesaretleri olsa gelip cevap haklarını kullansalar, bu cevapları yayınlamaktan mutluluk duyacağımızı 14 yıldır anlatıyoruz, anlamış değiller.
Bizi kötü görmek veya kötü göstermeye çalışmanın aslında kendilerine hiçbir yarar getirmeyeceğinin farkında değiller. 
İşimizi yaptığımız için kötüysek, bırakın kötü olalım.
İşimizi yaptığımız için bedel ödemekse, 14 yıldır çok bedel ödedik zaten.
Yayın politikamız bazı odaklarca beğenilmiyor olabilir, saygı duyarız. Ama bizi olmadığımız kimliklere bürümeye çalışanlara sessiz kalamayız.


Bağımsız olmanın bedeli mi?
Biz de toplumun çoğunluğu gibi akşam yemeğimizi saatinde yemek isteriz. Gece 11’de makarna ya da yumurta yemek istemeyiz. Sıcak çorbası, sıcak yemeği bir de salatası olan bir sofraya oturmak hayallerimizi süsler. 
Yılda en azından 5 yıldızlı tatil değil, 10 gün evimizin mütevazi konforunda dinlenmek isteriz.
Ofis masasında sandalyede ve ya klavyenin üzerinde uyuyakalmak istemeyiz.
Bunlar yetmez! Finansal açıdan zorlarlar. 
Yeter mi? Yetmez! Her gün küfür işitiriz, tehdit ediliriz. 
Bağımsız davranmanın bedeli öde öde bitmez…
Belgeli ve doğruluğu ispatlı haberlerimize, çoğu kez abonesi bulunduğumuz devletin ajansı Anadolu Ajansı kaynaklı haberlerimize bile "yalan" denebiliyor.
Doğru yalan, yalan doğru olmuşsa; Allah herkese akıl fikir versin.
 

YORUM EKLE