Kaymakamlık gereksizlik ve israf koltuğu

Osmanlı'nın makama vekalet eden adam diye ürettiği "kaim makam" yani Kaymakam, yine Osmanlı'nın bugün ilçe dediğimiz kazaları yöneten Kadı'sının yerine Cumhuriyet'in oturttuğu bir kamu görevlisidir. Yasalara göre illeri yöneten Vali Devlet'i temsil ederken, Kaymakam yalnızca Hükümet temsilcisidir.

İşte bu Kaymakamlık, bir gereksizlikten de öteye israf makamına dönüştü. İlçelerin seçilmiş belediye başkanları var, beldelerin seçilmiş belediye başkanları var, köylerin seçilmiş muhtarları var. Her birinin elinde üç kuruş da olsa bütçe var. Hele bütünşehir yapılmış illerde köyler mahallelere dönüştü ve il özel idaresi de kalmadı. Kaymakamlık iyice gereksizleşti.. Son nokta ise belediyelerdeki Tek Adam uygulamasının Merkezi Yönetim'de de oluşturulmasıyla kondu. İktidar partisi yerel yetkilileri, artık kendilerini gelip geçici bir hükümetin uzantısı değil, devletin taşradaki sorumluları olarak görmeye başladılar. Partilerin Tek Kişi yönetimine geçmesi, o Tek Kişi'lerden birinin Devleti yöneten Tek Kişi olarak seçilmesi sistemi, parti yöneticilerini ön plana iterken, kaymakamları işsiz bıraktı.

Kaymakamlarda ne var?

Bütçe yok. Köylere Hizmet Götürme Birliği yönetimi lütfedecek de üç beş kuruş harcamasına izin versin.

Yetki yok. Vali gibi devleti temsil etmiyor, o yalnızca Hükümet'in memuru. Kaymakama bağlı gibi görünen kamu birimlerinin tümünün il merkezlerinde bağlı bulundukları müdürlükleri var, merkezi yapıları var. Son dönemde il müdürlüklerinin ipleri iyice ellerine geçirdikleri de açıkça görünüyor. Bu birimlerin ilçe yöneticileri, adeta lütfederek Kaymakamı dinliyorlar.

Lisans eğitim almış gençler bir sınava giriyor, kazanırlarsa bilmedikleri coğrafyalarda, tanımadıkları insanların başına kaymakam oluyorlar. Onlara da yazık tabii... Bilgi yok, deneyim yok. Bir ara İngiltere'ye gönderip bir tür yüksek lisansımsı eğitimden geçiriliyorlar. Orada ne öğretiyorlar, neye yönlendiriliyorlar on yıllardır kuşku duyulan da bir konu...

Gencecik çocukları Biga gibi Ankara'dan bir türlü anlaşılamayan zorlu ilçelere gönderilmesinde, İçişleri Bakanlığı'nın ilçe sınıflaması beceriksizliğini de görmek gerekiyor. Yıllardır yeri geldikçe yazıyorum. Bu ilçe sınıflaması sorunu çözülse, Biga daha bilgili ve deneyimli kaymakamlar görecek, daha geniş bir kamu kadrosu ile karşılaşacaktı.

Son günlerde Biga'da Kaymakamlık komedileri yaşar hale geldik. Acemi Biga Kaymakamı en azından kamu hizmetlerinin koordinasyonu ve iletişimi konularında gereğini yapabilirdi. Akşamdan kar yağışı başlıyor. Meteoroloji ile sık sık anlamsız biçimde kendini meteoroloji yerine koyan AFAD hava durumu uyarıları yapıyor. İlçede taşımalı eğitim sistemi var. Öyle az buz değil, 2 belde ile 108 köy bulunuyor. Belli ki köylerden kent merkezine öğrenci taşımak, sabah saatlerinde olanaksız. İlçe Milli Eğitim ile otur, akşamdan al kararını ve açıkla. Bu kış dördüncü kez kar yağıyor, hiçbirinde erken duyuru yapılmadı.

AK Parti Biga İlçe Başkanı Ahmet Şahin ve İl Genel Meclisi Üyesi Bülent Korkmaz arazi adamları. İlçe Özel İdare ekipleri ise gerçekten özveri ile çalışan ender kamu birimlerinden biri ve belki de en önde geleni. Bigazete olarak bu üç odağı dikkatle izliyoruz. "Şu kadar köy yolu kapalı" diye haber yaptığımızda, kısa bir süre sonra bu üç odaktan sosyal medyada görüntülü "Köy yolları açma çalışmalarımız sürüyor" açıklamaları geliyor. Gülümsüyoruz. Bu denli duyarlı olmaları çok güzel, ancak bize "Kaymakam ne işe yarıyor?" sorusunu sordurmadan da edemiyorlar.

Sosyal medya dedim de, bu konuya da bir açıklık getireyim.

En yaygın sosyal medya aracı facebook. Biga'da sosyal medyaya hayli para harcayan Biga Belediyesi de dahil açık ara en etkili sosyal medya sayfası, 44 bine ulaşan takipçi sayısı ile Bigazete'ye ait. Bu demek değildir ki facebook'ta 44 bin takipçi her haberin başlığını görünce tıklayıp haberi okuyor. Facebook aracılığı ile gelen okur sayısı habere göre 25 bin ile 110 bin kişi (paylaşımlar ve paylaşımların paylaşımları nedeniyle) arasında değişiyor. Okuyucu tercihinde özgür ve ilgilendiği haberi okuyor. Bigazete diğer sosyal medya ortamlarını da kullanıyor, ama asıl okur kitlesi bigazete.com.tr haber sitesi. Habere göre değişse bile, genelde acil merak edilen, zamanlı haberler ortalama 80 bin dolayında okunuyor. Okuru bilgilendirici haberlerin genelde 3-5 bin kadar okunmasına üzülürken, sansasyonel haberlerin bir kaç yüzbinlik okur sayısını aşmasına elbette şaşırıyoruz...

Biga Kaymakamlığı'nın facebook sosyal medya sayfasını bin 555 kişi takip ediyor. Varsayalım ki tümü de bu sayfada yayınlanan duyuruyu okuyor, topu topu bin 555 kişi. Oysa Biga'da 14 bin dolayında zorunlu eğitim öğrencisi var ve onların velileri, yakınları...

Biga Kaymakamlığı ısrarla Bigazete'yi yok sayıyor. Uyarıcı haber yapınca da önceki günkü gibi komiklikler ortaya çıkıyor. Bigazete "Biga Kaymakamı ve Milli Eğitim Müdürü uyudu" deyince, gündüz saatlerinde köy yollarına çıkıyor. "Bazı vicdansızlar" tarafından ormana terkedilen ve soğuktan donmak üzere olan 3 köpek yavrusunu arabasına alıyor, hayvan barınağına götürüyor. Bunu da görüntülü biçimde facebook sosyal medya sayfasında yayınlıyor.

Kaymakamı da bilgilendirelim.

Biga'da kar ve kışı sokakta, çöplüklerde, ormanda geçiren binden fazla köpek var. Her yıl dışarıdan gelen yazlıkçılar, sonbaharda giderken yazlık oyuncaklarını (kedi ve köpek) Biga ilçe coğrafyasına bırakıyorlar. Bunlardan üçünü kurtarmak da iyidir elbette, ama bunu iş edinecek bir Kaymakam, Biga'nın yasa dışı çöp döküm alanlarını önce bir inceler.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Hayri dalgın
Hayri dalgın - 1 hafta Önce

Kesinlikle aklısınız