Radikal Kitaplar

Arkadaşım Osman Çakmakçı'nın yeni bir kitabı çıktı. Radikal Kitaplar... Denemelerini bir araya toplamış. Kitap eleştirileri var, yaşam, felsefe, sanat ve edebiyat üzerine yazılar var. Kitabın arka kapağında diyor ki; Usta şair, çevirmen ve eleştirmen Osman Çakmakçı okurlarını dostça bir sohbete çağırıyor ve onlarla hayata dair zihin açıcı diyaloglara giriyor. 
Osman Çakmakçı benim çocukluk arkadaşım, ortaokul ve liseden... Hep edebiyatın içindeydi. Bir edebiyat adamı olacağı belliydi. Lisede edebiyat kulübünün başkanıydı, üniversiteye gittiğimizde sürekli şiir, edebiyat konuşurduk. Birlikte dergi çıkardık... O edebiyat camiasının içine girdi. Boğaziçi Üniversitesi'nde okuyordu. Biz mesleğimizi yaptık, aileye karıştık. 
Ama Osman hayatını yazarak, edebiyat ile kazandı. Ömrünü edebiyata vakfetti. Bu çok önemli bir şeydir. İstese para kazanıp, rahat edebilirdi. Ama o şiiri, edebiyatı çok sevdi. Türkiye gibi bir ülkede gerçek edebiyat adamı olmak sıkıntılı bir durum. Gerçek, nitelikli edebiyattan söz ediyorum, çok satmanın peşinde koşmaktan değil. 
Geçim sıkıntısı çekti. Asla taviz vermedi, hep kitapla, edebiyat ve kültür ile ilgili işlerde çalıştı. Kitap çevirileri yaptı, kitaplar yazdı. Dergiler yayımladı. Boğaziçi'nden sonra İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü'nü bitirdi. Şiirin ve edebiyatın felsefesi üzerine düşündü, yazdı. Kitapları yayımlandı. Sanatta ve edebiyatta sürekli olarak, "yoksunluğunu çektiğimiz sahicilik duygusunu, kültürel şiire karşı organik şiiri” savundu.
Artık, Osman Çakmakçı fikirleriyle, başlattığı tartışmalar ile edebiyat dünyasına yön veren öncü bir edebiyat adamıdır. Savunduğu fikirler, ortaya attığı tezler taraftar buldu, tartışıldı, kimilerini de kızdırdı. Özellikle edebiyatın köşe başlarını tutmuş, halktan kopuk, aydın sorumluluğunu üstlenmeyen, toplumdaki çarpıklıkları, ülkedeki sorunları dile getirmeyen, mücadele etmeyen yazı erbabıyla 'kavga' etti.
Şiir kitapları çıktı. Ama benim için en anlamlısı 1991'de çıkan -zaten kendisi 1990'lı yılların şairlerinden diye anılır- ilk kitabı Zakkum Avı'dır. O kitaptaki şu şiirini de hiç unutmam:
Ah! kendim
Anarşist çiçekleri kırların
Kır çiçekleri, vur çiçekleri, öldür çiçekleri
Delik deşik sırlara girdim
Sırlar, ruhumun gedikleri...

Felsefi çalışmaları da yayımlandı. Felsefeden hoşlananlar, kısa bir metin olan, "Konuşmanın İmkansızlığı Üzerine Bir Diyalog" kitabını sevecektir.
Osman Çakmakçı aynı zamanda bir dergicidir... 1980'lerin sonundan itibaren birçok dergi çıkardı. Son olarak üç aylık Pathos dergisi de onun eseri... Edebiyat, sanat ve felsefe üzerine nitelikli, kaliteli bir dergi... Çıkış metninde, "günümüzde pek de dikkate alınmayan hakir görülen, 'duygu'yu kendine rehber edinen, öne çıkaran bir yayın” olduklarını vurguluyorlar. Tavsiye ederim... 
Enis Batur, Haydar Ergülen ve Ebubekir Eroğlu gibi usta edebiyatçıların ve diğer yerli, yabancı edebiyat insanlarının şiir ve yazıları var. Sevdiğim yazarlardan Murat Uyurkulak'ın güzel bir öyküsü de yer alıyor. Ayrıca, 1990'lı yıllar şiiri de ele alınıyor. Dönem şiiri çeşitli yazılarla incelenirken, biraz da gençliğimi yakaladım satır aralarında... O zamanlar İstanbul’da genç edebiyatçıların uğrak yeri olan Çorlulu Ali Paşa Medresesi, Beyazıt, Çınaraltı Kahvesi, Sahaflar Çarşısı, Galata Köprüsü'nün altındaki kafeler ve Cağaloğlu anılarını anlatan yazarlar beni de o günlere götürdü. 
Dönelim Radikal Kitaplar'a...  Osman'ın kitabında sanat, edebiyat ve kitaplar üzerine 70’e yakın yazı var. Kolay okunur, samimi bir havada, anlaşılır, doyurucu ve birikimli bir kalemin elinden çıktığı belli olan denemeler... Sizlere Montaigne lezzetini hatırlatacak ve özellikle genç edebiyatseverler beğenecek.
Biga'da olmamızdan dolayı taşrayı sorguladığımız için benim ilgimi çeken bir denemelerinden birinde, "Taşra ile kentin birbirlerine bakışları her zaman çetrefilli olmuştur. Taşra kente öykünürken, kent taşrayı aşağılamıştır. Ama gizliden gizliye de taşrada kendisinde eksikliğini hissettiği bir sahicilik bulmuştur" saptaması ilgimi çekti.
Bir de unutulmaz romanlardan Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar'ı hakkındaki, "Bu roman okuyanın varlığını sarsar ve onun bu dünyada kendisini mağlup etmesi gereken bir varlık olarak görmesini sağlar. Tutunamayanlar romanını okuduktan sonra egosu yarılmadık herhangi biri olabileceğini sanmıyorum" sözleri hoşuma gitti.
Bir başka denemesinde, ünlü yazar Franz Kafka'nın bir kitabında yer alan, "cüzzamlı hastayı öpen köy hekimi" sahnesine yer veriyor ve şöyle diyor, "Kafka nefret etmez. Ne dünyadan ne de insanlardan. Hatta merhametlidir, neredeyse acıyan gözlerle bakmaktadır insanlara. İşte bu bakımdan da cüzzamlı hastayı öpmekten çekinmeyen köy hekimidir Kafka. Alçakgönüllü bir insandır Kafka.” 
Cüzamlı hastayı öpen köy hekimi gibi merhametli, iyi insanlar olalım. Size bir fayda sağlasa bile yalancıdan, dolandırıcıdan, hırsızdan değil, dürüst ve iyi insanlardan yana olalım.

YORUM EKLE